Erişim Simgesi ve Ardındaki Hikâye



Dünyanın en ikonik sembollerinden biri yakın zamanda önemli bir değişikliğe uğradı. “Uluslararası Erişim Simgesi” olarak bilinen mavi arka plan üzerindeki tekerlekli sandalye figürü on yıllardır engelliler tarafından erişilebilir asansör, merdiven, tuvalet, park yeri ve diğer alanları göstermek için kullanılıyor. Bu simge yakın zamana kadar değişmeden kalmış olsa da son zamanlarda yeni, güncellenmiş bir simge ortaya çıkarma ihtiyacı hissedilmeye başlamıştı.  

Bu yeni simgeyi ve değişimin neden önemli olduğunu anlamak için eski simgenin tarihçesine, yeni simgenin tasarım unsurlarına ve taşıdığı mesaja kısaca göz atmak gerekiyor. 

Erişim Simgesinin Tarihçesi

1968 yılında, 82 farklı ülkeden 145 kuruluştan oluşan bir federasyon olan Rehabilitation International, engelli erişilebilir alanları belirlemek için hangi sembolü kullanmaları gerektiği konusunda müzakereler yaptı. 

Bu sırada Susan Koefoed, tasarımını diğer altı aday tasarımla birlikte değerlendirilmek üzere sundu. Kısa bir süre sonra, Koefed’in tasarımı seçildi ve bir kare içerisindeki tekerlekli sandalyeye bağlı beyaz figür ve koyu mavi arka plan, engelli bireyler için ayrılmış alanları işaretlemek için kullanılan sembol olarak dünya çapında kabul gördü. Koefoed’in özgün tasarımı yaygın şekilde benimsendiğinden, 1968’den bu yana erişim logosunu değiştirmek ne pratik ne de gerekli göründü. Logoyu dünya çapında değiştirmek hâlâ bazı lojistik sorunlar doğursa da, artık güncellenmesi için geçerli ve iyi sebepler bulunuyor.

 

 

Erişim Simgesinde ne değişti? (ve bu neden önemli?)

Sanatçı Sara Hendren ve felsefe profesörü Brian Glenney tarafından 2011 yılında tasarlanan yeni engelli sembolü, birkaç önemli değişiklik içeriyor. Yeni simge, önceliği sandalyeye değil kişiye vererek, onu engeliyle değil birey olma özelliğiyle tanımlama amacı taşıyor. Tasarımcılar, her simgede olduğu gibi bunun da birebir değil, sembolik bir betimleme olduğuna dikkat çekiyorlar. Amaç, dünyanın neresine ve nasıl gideceğine bireyin kendisinin karar verdiği fikrini ön plana çıkarmak. Ayrıca, yeni simge bize engeller konusunda yeniden düşünmemiz ve eyleme geçmemiz gerektiğini de hatırlatmak istiyor. 

Hendren ve Glenney, bakış açısının her şey olduğuna inanıyor ve yeni logolarının yaygın olarak benimsenmesinin engelli insanlara engellerini daha olumlu bir perspektiften görme konusunda ilham vereceğini umuyorlar. Engellilerin kendileri için tasarlanan sembolde nasıl tasvir edildiği gibi unsurlar sembolik görünse de aslında daha kapsayıcı ve engelli insanlar için erişilebilir bir topluma doğru ilerlemek açısından büyük önem taşıyor. 

Yeni simge, grafik niteliklerinden çok, engelli bireylerin topluma ve kendilerine nasıl sunulduğuyla ilgili algıda değişiklik yaratmayı hedefliyor. Hendren ve Glenney tasarımı güncellemekle kalmadılar, yeni simgenin kullanımını yaygınlaştırmak için kreatif direktör Tim Ferguson Sauder ile işbirliği yaparak Erişim Simgesi Projesi’ni oluşturdular ve birçok firmanın, STK’ların ve ABD’deki bazı eyaletlerin engelli simgelerini güncellemelerini sağladılar. Tasarımcıların ortaya çıkardığı the Accessible Icon Project bir tasarım aktivizmi çalışması. Grafik tasarımcılardan oluşan aktivist grubun bu projedeki amacı, kamusal alanlardaki engelli sembollerine el atarak, bu konudaki farkındalığı arttırmak ve şehirleri herkes için erişilebilir kılmak.

 

 

Yani, aslında konu bir resmi değiştirmekten ibaret değil, esas amaç engelli hakları konusunda sürdürülebilir bir dönüşüm başlatmak. 

Yeni erişim simgesi, engelli bireylerin hayatını kolaylaştırmak için yalnızca teknolojik gelişime değil zihniyet dönüşümüne ihtiyaç duyduğumuzu hatırlatıyor. Bu anlamda, kullanılan dili dönüştürmek de önem taşıyor. Artık birçok yerde “engelli” yerine “erişilebilir” ifadesi kullanılıyor, çünkü engelli bireyler toplumun önemli bir parçasını oluşturuyor ve kamusal ve özel alanlara engelli erişiminin sağlanmasının bir ayrıcalık değil hak olduğunun anlaşılması gerekiyor. 

Ancak bu simge henüz dünya çapında ve ülkemizde yaygın bir kullanıma sahip değil. Engeller ve erişim ihtiyacı konusundaki farkındalık da ne yazık ki hayli zayıf kalıyor. 

Siz de bu yolda emek vermek istiyorsanız dünya çapında böyle bir hareket olduğundan haberdar olun, haberdar edin ve değişim yolunda beraber yürüyelim.

Dr. Gilman YÜCEL
BAHÇEŞEHİR ORTODONTİ